Tükenmek istemeyip tüketmeyenlere... Üretmeyi, tasarruf etmeyi, okumayı, keşfetmeyi, gezmeyi kısaca gerçekten yaşamayı sevenlere...
9 Haziran 2016 Perşembe
İki Çocuklu Hayata Hazırlık
İki çocuklu hayata, evi tekrar düzenlemek ile başladım. Etrafta ne kadar lüzumsuz eşya varsa elden çıkarıldı. Giyilmeyen kıyafetler ihtiyac sahiplerine verildi. Böylelikle evde iki çocukla yaşama alanımız biraz daha genişlemiş oldu.
Alaz'a kardeşi olacağı konusunda yavaş yavaş subliminal mesajlar verilmeye çoktan başlandı. "Abla olacaksın, büyüdün" vs. yerine bir bebek kardeşi olacağını, zamanla büyüyeceğini anlatmaya çalışıyoruz. Ama sanırım daha tam olarak kafasında oturtabildiğini sanmıyorum :)
Tabi bu bekleyiş döneminde, sağlıklı doğması temennisinin yanında kafada deli sorular dönüp durmaya devam ediyor. Alaz ile nasıl olacaklar? Kıskançlık çok olur mu? Ben adapte olabilecek miyim? Yeni düzeni nasıl oturtacağım? vs. vs. Allah yoluna koymuştur elbet ama insan düşünmeden duramıyor.
Umarım herşey yolunda gider ve bu zor ama keyifli süreci kolayca atlatıtız.
Hayırlı Ramazanlar :)
Tüketmek ve Tükenmek
Alınıp doğru düzgün giyilmeden kenara atılan kıyafetler, çeşit çeşit makyaj malzemeleri, bitmeden yenisi alınan kremler, dolaplardan taşan ayakkabılar, modası çabucak geçip kaldırılan takı ve aksesuarlar, kırk yılda bir kullanılan rengarenk çantalar, sırf gözümüze güzel geliyor diye alınan süs eşyaları, ıvır zıvır, kırtasiye mlazemeleri, artık okunmayan hatta okunmayacak dergiler, kitaplar, bir hevesle alınan pilates topları, aerobik aletleri, dekoratif olsun diye alınan kullanışsız mobilyalar, çeşit çeşit boy boy allı güllü züccaciye malzemeleri daha neler neler...
Okurken içiniz sıkıldı değil mi?
Bu kadar kullanılmayan ıvır zıvıra dünyanın parasını verdiğimiz yetmiyormuş gibi, bir de bunların temizlikçiliğini yapıyor veya yaptırıyoruz. Yıkayıp ütülemesi, tekrar dolaplara kaldırılması, silinip temizlenmesi, bir yerlere istiflenmesi ayrı bir mesai.
Maaşımızı harcayıp, kredi kartı extrelerini şişirtip aldığımız bu kadar ıvır zıvırı zamanla koyacak yer bulamayınca o derli toplu dergiden çıkmış gibi evlere özenip bu sefer de dolap, raf, çekmece vs. alıp harcadığımız paralara bir yenisini ekliyoruz.
Evi eşyalar yönetmeye başlayınca artık evden şikayet edip daha büyük bir eve geçmenin hayallerini kurup planlarını yapıp daha da büyük masraf kapıları açıyoruz.
Zar zor kazandığımız paralarımızı, şu kısacık ömrümüzde var olan kıymetli zamanlarımızı tüketim için tüketmeye harcıyoruz.
Bize yıllardır empoze edilen tüketim manyaklığına kendimizi kaptırıyoruz. Öyle bir kaptırmak ki şuurumuzu kaybediyoruz.
Ayranı yok içmeye faytonla gider ayakkabı almaya modlu Sex and the city'nin Carrie Bradshaw'ını ayakta alkışlıyoruz. Kara kışta sokakta yalın ayak gezen çocuklara ayakkabı yardımı yapan insanları alkışlamamız gerekirken.
Yeni gelin evi adı altında aldığımız veya alınan ne varsa sosyal medyada tanıdık olsun veya olmasın nispet yapar gibi fotoğraflarını çekiyoruz, yatacak bir yatağı bile olmayan insanları düşünmeden.
Doğum yaptıktan sonra kaldığımız hastane odalarını öyle bir süsleyip öyle bir gösteriş yapıyoruz ki, tonlarca para verdiğimiz süsler bir iki gün sonra çöpü boylayacak ama hayatın olmazsa olmazları oluveriyor. Halbuki bir alt kattaki onkoloji servisinde yatan olmazsa olmaz ilik naklini bekleyen küçük kızı düşünmeden.
Sürekli alıyoruz, sürekli tüketiyoruz ama mutlu olamıyoruz bir türlü. Şükredecek çok şeyimiz varken şikayet ediyoruz daha çok satın alıyoruz. Stres atmak için dalında bir çiçeği koklamak, yağmurda yürümek, bir ihtiyacı olana yardım etmek yerine avm'lere kendimizi atıp spot ışıkların altında ihtiyacımız olmayan şeylere para harcıyoruz.
Tükettikçe tükeniyoruz. İnsanlığımız, vicdanımız, sağ duyumuz da tükettiklerimizle tükeniyor.
Peki nereye kadar...
8 Haziran 2016 Çarşamba
Uzun Bir Aradan Sonra
Yakın zamanda 30'lu yaşlarıma ilk adımlarımı atacağım ve yere daha sağlam basan ve daha mantıklı bir kadın olmam konusunda daha çok çabalamam gerekecek.
Önyargılarımdan sıyrılıp bolca özeleştiri yaparak belki de bu süreçte ilerleme kaydedebilirim.
Daha çok okumak, daha az konuşmak
Daha çok üretmek, daha az tüketmek
Daha çok şükretmek, daha az şikayet
Daha çok yardım, daha az eleştiri
Daha çok doğa, daha az alışveriş
Daha çok araştırmak, daha az sosyal medya
Daha çok yürümek, daha az oturmak
Daha çok tasarruf, daha az israf
.....
Bu liste daha da uzar gider :)
Bir müddettir hayatımda bu gibi değişiklikler yapmaya çalışıyorum. Bunu yaparken de kendimi acımasızca eleştirdiğim doğrudur. Toplumun dayatmalarından daha çok kendi aklımla hareket ediyorum. Kalıplaşmış doğru ve yanlışlar yerine kendi doğru ve yanlışımı bulmaya çalışıyorum. Sanırım böyle daha mutlu oluyorum.
Bir şeyler paylaştıkça çoğaldığı için bu tarz konular üzerinde artık yoğunlaşacağım.
Blogda Yeni Yapılanma
Yenı yapılanma da artık moda yazıları yok. Arada ihtiyaç duyduğum zaman dikiş makinesine oturup yaptıklarımın dikiş yazıları olacaktır. Ama artık belirli bir kategori yerine daha geniş kapsamlı bir blog olacak. Başlığın altında blog açıklamasında az çok anlatmaya çalıştım aslında.
Trafik ve takipçi sayısı çok önemli değil gerçekten. Daha çok araştırma, yardımlaşma ve paylaşmaya dayalı bir blog deneyimi olsun istiyorum.Gönlümden geçen, içi boş takipçisi çok bir blog yerine, yıllar sonrada faydalı yazıları olan bir blog oluşturmak.
Umarım başarabilirim.
Şimdiden teşekkürler.
31 Aralık 2015 Perşembe
Çamaşır Yıkamanın Keyifli Hali
Ev işleri arasında her hanımın farklı favorileri vardır. Mesela kimi ütü yapmayı sever , bazıları ise yemek yapmayı. Sevdiğiniz işlerin size verdiği keyif ise bambaşkadır ve terapik etkileri vardır. Başka dünyalara gider, hayaller kurar, güzel anları hatırlar, planlar yaparsınız.
Size harika bir haberimiz var. Artık bu keyfi size yaşatan favorileriniz arasına çamaşırı da ekleyebilirsiniz :) Çünkü Rinso bunu mümkün kılıyor.
Rengarenk paketleri ile raflarda dururken bile enerjisini yansıtan Rinso, çamaşır yıkamayı kolay ve eğlenceli bir hale getiriyor. Rinso’nun Kır Bahcesi (Yeşil), Çiçek Bahcesi (Pembe) ve Büyülü Bahçe (Mor) şişeli sıvı deterjanları hem beyaz hem de renklileriniz için tortu bırakmayan bir temizlik vaad ediyor.

Rinso’nun gerçek eğlencesi, yıkama sonrası çamaşır makineninizi açtığınız anda başlıyor. Öyle ki kapağı açtığınız anda tertemiz çamaşırlarınıza eşlik eden muhteşem çiçek kokuları tüm banyoya yayıyor. İşte o an, hissettiğiniz duygular tarif edilmez. Sanki bir anda sevdiğiniz bir melodi çalmaya başlıyor ve o koku sizi alıp bambaşka bir yerlere götürüyor.
Bu kokular o kadar kalıcı ki tertemiz çamaşırlarınızı asarken, kuruturken, ütülerken ve tabii ki giyerken makineyi açtığınız o andaki duygular size kendini hatırlatmaya devam ediyor. Rinso kalıcı bahar kokuları ile çamaşır yıkamayı keyfe dönüştürüyor.
Mutluluk ve keyif zaten anlık değil midir? Mühim olan o anlara hayatınızda yer açmak. İşte Rinso bunu mümkün kılıyor.
Bir boomads advertorial içeriğidir.
16 Ekim 2015 Cuma
Çocukla Seyahat / Araba Koltuğu Problemleri
Gün içerisinde evde veya dışarda oyalanacak bir şeyler bulması ne kadar mümkünse, seyir halinde bir araba koltuğunda oturarak saatlerce vakit geçirmesi onun için o kadar zordur. Bir de benim gibi hareketli bir çocuğunuz varsa, bu durum sizi daha da zorlayabilir. Şimdi gelelim araba ile seyahat konusu ile ilgili püf noktalara.
Araba Koltuğu Şart!
Ne olursa olsun, çocuklar seyir halinde bir arabada, araba koltuğuna oturmalı. Bu konu kesinlikle esnetilebilecek bir konu değil. Türkiye'de bununla ilgili cezalar olsa da, insanlar ne yazık ki pek önemsemiyor. Yolda giderken araba içinde gezen hatta daha kötüsü ön koltukta kucakta oturtularak yola devam eden pek çok araca rastlıyoruz. Unutmayın ki, siz ne kadar dikkatli kullanırsanız kullanın, başkaları sizin kadar dikkatli olmayabilir. Trafik kazası sonucu ölen çocuklar ile ilgili haberler bunun kanıtı. Önce Güvenlik.!
"Araba Koltuğuna Oturmuyor. Ne Yapabilirim?"
Bu konuda çocuklar zorlayıcı olabiliyor. Hatta seyahati çekilmez hale getirip, türlü duygu sömürüleri ile bizi ikna etmeye çalışabiliyorlar. Artık bu vaziyetten bunalan biz ebevynler bıkma noktasına gelebiliyoruz.
Bununla ilgili en iyi çözüm, araba koltuğuna oturma konusunda asla taviz vermemektir. Nasıl ki tuvaletini tuvalete yapması, yemeğini yemesi, ellerini yıkaması bir zorunluluksa, araba koltuğuna oturmakta aynı tip zorunluluk olduğunu hissetirmek gerekiyor.
Bu durumu çözümlemenin en kolay yolu bebeklikte alıştırmaya çalışmaktır. Bebeklikte alıştırılan pek çok şey zaman ilerledikçe de devam eder. Hatta öğle veya gece uykularını arabada uyutmaya çalışmak zamanla bu konuda rahat etmenizi sağlayacaktır.
Ama alışmadıysa ve yeni yeni öğreniyorsa, bu konuda kararlı olduğunuzu ve araba koltuğuna oturmadan hiçbir yere gidemeyeceğini belirtmeniz gerek. Eğer bir seyahat planınız var ve araba koltuğu alışkanlığı yoksa bir kaç ay önceden alıştırmaya başlayabilirsiniz. Özellikle sevdiği yerlere götürürken araba koltuğuna oturması gerektiğini şart gösterip teşvik edebilirsiniz.
"Araba Koktuğundan İnmek İçin Ağlıyor, Eyvah!"
Kimi zaman yolda avazı çıktığı kadar bağırıp, ağlayabilir. Hatta öyle yerlerde ağlarlar ki kenara çekip durabileceğiniz yer bile olmaz. Böyle durumda sakın kemerlerini çözmeyin! Çözüp salarsanız bunu hep yapacaktır. Bırakın ağlasın, sabırlı olun, sakin olmasını söyleyin, siz konuştukça daha çok sinirleniyorsa ikna etmeye çalışmayın kendi haline bırakın. Zaten bir kaç dakika sonra yorulup sakinleşecektir. O zaman tatlılıkla konuşup rahatlatmaya çalışabilirsiniz. Ve en yakın mola yeri veya kenarda durup hava aldırın. Böylelikle onun canı istediğinde değil, yolda müsait bir yer olduğunda arabanın durabileceğini öğrenecektir.
"Araba Koltuğuna Oturuyor Ama Çabuk Sıkılıyor!"
En başta dediğim gibi, bir çocuğu seyir halinde bir koltukta saatlerce oturtmak zordur. Bu yüzden yola biraz daha erken çıkıp mola verebileceğiniz yerleri önceden belirleyin. Hatta mola yerine gelmeden çocuğa bilgi verirseniz bir beklenti içerisinde olacağından koltuğuna oturup ısrar etmekten vazgeçecektir. "Benzinciyi geçtikten sonra, şarkı bittikten sonra..." gibi. Mola olarak 3 saatte 1 mola vermeniz daima iyi olacaktır. Hem çocuğun kan dolaşımı hem de rahatlaması için arabadan çıkarıp biraz yürütebilir veya etrafı gezdirebilirsiniz.
"Araba Koltuğunda Nasıl Oyalayabilirim?"
Bunun için önce bir çanta hazırlayabilirsiniz. Ayrı ayrı poşetlere konsept olarak sevdiği oyuncakları veya kitapları yerleştirin. Hatta sevdiği bir kaç oyuncağı bir kaç hafta öncesinden saklayıp, seyahet sırasında oynaması için verin. Çocuklar sürprizleri çok sever. Kapalı kutu veya poşetlere daha önceden aldığınız veya bilmediği oyuncakları koyabilirsiniz. Bunun için pahalı bir şeyler almanıza gerek yok. Evde de basit oyunlar veya oyuncaklar hazırlayabilirsiniz.
Tabletler kurtarıcı olabiliyor bazen. Yolculuk sırasında ebeveyn kontrollü oyunlar ve sevdiği çizgi filmleri yükleyebilirsiniz. Özellikle koltuk arkasına takılan tablet tutucular işinize yarayacaktır. Artık otobüs ve uçaklarda bile var olan bu sistemi arabanıza rahatlıkla kurabilirsiniz.
Arabada çocuğu oyalamanın bir diğer tekniği, onunla konuşmak, oyunlar oynamak veya şarkı söylemek. Böylelikle yolculuğun aslında o kadar sıkıcı bir şey olmadığını öğrenecektir. Yolculuk sırasında sevdiği şarkıları çalabilir veya hikayeler dinletebilirsiniz.
Yolculuk Sırasında Atıştırma
Çocuklar yolculuk sırasında atıştırmayı çok severler. Bunun için küçük kutu veya kaplara küçük atıştırmalıklar koyabilirsiniz. Özellikle sızdırmayan matara ve plastik kaplar işinize çok yarayacaktır. Atıştırmalıkları mümkünse akıtıp bulaştırmayacağı hatta elle yiyebileceği şekilde hazırlayın. Kuruyemiş, kraker, küçük kurabiye ve poğaçalar, üzüm gibi taneli meyveler hoşuna gidecektir. Arabada muhakkak ulaşılabilir yerlerde ıslak mendil, kağıt havlu, yedek kıyafet bulundurun. Bunlar için özellikle koltuk arkası organizerleri çok işe yarayabilir.
"Arka Koltukta Tek Başına Oturma"
Erken bebeklik döneminden sonra yavaş yavaş çocuğunuzu tek başına arka koktukta oturtmaya başlayabilirsiniz. Özellikle çocukluk dönemi tek başına oturmaya başlaması seyahatler sırasında daha sorumluluk almasını sağlayacaktır. Su veya mendil gibi ihtiyaçları yakınında bir yerine koyarsanız zamanla size ihtiyaç duymadan kendi isteklerini karşılayacaktır.











